Solo Sergilerin Çoğul Hali: Sanatsal Diyaloglar

anagorsel1-700x325
Cevdet Erek, ‘Çıngır/Jingle’, 2012, Galeri Manâ’nın izniyle, Künstlerhaus Stuttgart, Fotoğraf: Bernhard Kahrmann

Bu metin öncelikle ‘İstanbul Art News’da yayınlanmıştır: http://istanbulartnews.com/2013/07/08/ic-ice-iki-solo-sergi/

 

Solo Sergilerin Çoğul Hali

Sanatsal Diyaloglar: Cevdet Erek / Slavs and Tatars

 2011’den bu yana Künstlerhaus Stuttgart, farklı sanatsal konumlanmaları, solo-sergi sunumuyla biraraya getiren eşzamanlı ya da ardarda okumalar sunan bir program deneyimliyor. ‘Artistic Dialogues’ solo sergileri, kurumun iki farklı katına yayarak (ikinci ve dördüncü katlar) kimi zaman da iki katı da tek bir sanatçıya adayarak ya da farklı sezonları tek bir sanatçıya adayarak birbirini takip eden solo sergilere yer veriyor. Bu sergilerde Pedro Wirz, John Paul Raether, Annika Eriksson, Florian Zeyfang, Solmaz Shahbazi, David Blandy gibi sanatçıların yanısıra, Şener Özmen, Ahmet Öğüt, Nevin Aladağ ve Nilbar Güreş sololarıyla, Türkiye güncel sanat seyrinde kırılma noktalarını belirlemiş, ancak bugüne kadar daha önce monografik bir sunumla çok da ele alınmamış sanatçıların pratiklerine odaklanan bir yaklaşım okunuyor. Serinin ilk gördüğüm sergilerden biri olan Nilbar Güreş sergisinde, sanatçının yeni işlerinin yanı sıra dikkatimi, sanatçıya ait bireysel objelerin de sergilendiği neredeyse ufacık bir ‘Nilbar Güreş Nesneleri Müzesi’ tadı veren bir vitrin çekmişti. Sergiyi gezerken, Güreş’in dünyasına o kadar yakından giriyordunuz ki, vitrindeki nesneler sanat eseri mi, değil mi, sanatsal değeri nedir ne değildir, alınır mı satılır mı gibi materyalist soruları akla getirmeksizin; Nilbar’ın evinden, stüdyosundan çıkan bu enteresan ufak oyuncaklar, figürler, bilmem belki kağıt parçasına takılıp, Güreş’in salt sanatsal yaratımını fetişleştirmeyen, yaşadığı yerin kenarından köşesinden çıkan objelerle daha geniş bir okumaya davet ediliyordunuz. Sanatçının özel eşyalarından oluşan bu minik sunum, bir diğer deyişle sanatçının kişisel zevki hakkında ip uçları içeren bu seçki, kapı aralığından sanatçının evi ve atölyesine gizlice göz atma hissi yerine, Nilbar Güreş’in sanatına bakarken onun gramerini ve dilini daha iyi çözmemizi sağlıyor. İşte tam da bu sürprizli yaklaşımlar, solo-sergi dendiğinde akla gelen klasik-kronolojik sunumları sorgulayan bir ton içeriyor. Halen devam etmekte olan Cevdet Erek ve Slavs and Tatars sergisinden bir önceki Ahmet Öğüt kişisel sergisinde de buna benzer, sürprizli bir işaretleme vardı: sergiyi hazırlarken sanatçı ve küratörün (Adnan Yıldız) başlarına rastlantı eseri gelen gündelik olağan kaza ve karşılaşmar üzerinden yola çıkan, öykücü ve samimi bir vitrin sunumu yer alıyordu. Sanatsal diyaloglar serisinin beşinci ve son ayağı olan ‘Artistic Dialogues V: Slavs and Tatars ve Cevdet Erek’ sergisi, bana kalırsa tüm serinin en şaşırtıcı yerleştirmelerinden birini oluşturuyor. İlk bakışta her iki farklı kat, tamamiyle birer sanatçıya / sanatçı kolektifine adanmış gibi duruyor. Oysa ayrı katlarda tek bir sanatçı vurgusu ağır olsa da, her iki sergiye incelikli bir şekilde diğer sanatçının bir-kaç işi yerleştirilmiş. Bir diğer deyişle örneğin Slavs and Tatars’a adanan katta iki farklı Cevdet Erek çalışması, Cevdet Erek’e ayrılan katta ise yine iki tane Slavs and Tatars çalışması bulmak mümkün. Bu küratöryal işaretleme, Slavs and Tatars ve Cevdet Erek’in birbirileriyle neden ortak, paralel ve ikili bir okuma üretebileceğini ve neden bu iki farklı sanatsal konumların birbirileriyle aynı anda ele alındığını açıklıyor. Her ayrı katta, bir diğer sanatçının izine rastlamak ve diğer sanatçının pratiğiyle birlikte, mekanı bölmeden, ayrılmadan ele almak, aslında her iki kişisel sergiye de bütününde neredeyse ikili bir grup sergisi tadı veriyor. Böylelikle, ‘Sanatsal Diyaloglar’ın sadece kavramsal bir zeminde değil, aynı zamanda mekansal olarak sergi yerleştirmesinde de anlam kazanan bir önerme olduğunu ortaya konuyor. Birbirini içine geçen iki solo sergi, paralel bir tartışma, araştırma ve üretim alanına dönüşüyor. Sergi metninde bu ortak alan, soyutlamanın sadece sanatsal bir yöntem değil aynı zamanda eleştirel bir araç ve kavramsal düşüncenin sanatsal bir ruh hali olması olarak tanımlanmış. Hem sanatçı kolektifi olan Slavs and Tatars’da, hem de Erek’in pratiğinde özellikle mimari yerleştirmeler üzerinden giden, moderniteyle farklı ilişkilenmeler içeren bir soyutlama söz konusu.

 

Read more…

Share and Enjoy-Haberi Paylaş:
  • email
  • Print
  • PDF
  • Facebook
  • MySpace
  • Twitter
  • Google Bookmarks
  • FriendFeed
  • Tumblr
  • StumbleUpon
  • del.icio.us
  • Technorati
  • Add to favorites

Apparatus Criticus & Locus

apparatus-for-web
Apparatus Criticus & Locus
Künstlerhaus Stuttgart

Apparatus Criticus 
Artists: Aaron Angell, Ziad Antar, Andy Kania, Bouchra Khalili, Shirin Sabahi, Pilvi Takala, Rinus Van de Velde
Curator: Adnan Yıldız

Locus
Artists: Khaled Barakeh, Ünsal İçöz, Filippa Pettersson, Frederike Vidal & Judith Groth
Curator: Didem Yazıcı

Footnotes 
Artists: Gizem Akkoyunoğlu, Yunus Emre Erdoğan, Filippa Pettersson, Ahmet Soydemir, Frederike Vidal & Judith Groth, Ünsal İçöz, Ezgi Yakın, Orhan Yıldız. (participation by Input/Output İzmir (Turkey) based artist collective. http://www.artspaceio.com)
Lotte Land of The Temporary Eternity
Locus

Locus is an exhibition which explores how responsiveness takes form and position through artworks. Meaning ‘places’ in Latin, Locus is used as in ‘a place where unexpected things are found’, and as a point of reference which delineates the relationships among responsive acts and propositions. As an allegory of exhibition space, Locus attempts to arouse curiosity in an audience through the artworks and provoke imagination on the possible scenarios in which the artworks have responded to. Not very different from living things, artworks tend to comment on numerous subject-matters of everyday life, and they are often made in response to specific situations including those which are emotional, natural, political and social. With this in mind, Locus surveys how a reaction is embodied in artistic positions derived from diverse references. While investigating degrees of criticality and parallel readings among exhibited works, Locus responds to traumas of destruction, utopias, curious narratives of the ‘hidden in history’, politics and the sociability of nature.

As dual exhibitions, Apparatus Criticus & Locus will run simultaneous to one another, and prescribe a parallel reading. Referring to the responsive nature of the art works, Locus positions itself not only as a parallel exhibition to Apparatus Criticus, but also as an exhibition which will engender a conversation among the public as to the inherent purpose of an ‘auxiliary’ exhibition. Apparatus Criticus & Locus operates in two parts and takes place in an artist-initiative Lotte as well as Künstlerhaus Stuttgart. While the two different exhibitions in Künstlerhaus presents a dual model, the exhibition LOTTE reveals the research process, drawings, sketches, archival material and embodies a collage-exhibition by bringing the two exhibitions in the same room.

Apparatus Criticus & Locus

On the occasion of its 35th anniversary, Künstlerhaus Stuttgart presents a dual exhibition; Apparatus Criticus & Locus as well as Footnotes, a satellite show in collaboration with the project space, Lotte. The exhibitions have been researched, developed and installed through conversations, responses and feedback of two curatorial practices during an ongoing process.

Initially, Apparatus Criticus intends to operate as a conceptual tool to investigate contemporary forms of critical distance and how diverse artistic languages approach their subjects. Critical apparatus, or apparatus criticus in Latin, refers to a collection of notes, variant readings, and other matter accompanying a printed text, and positions exhibition making as an open script in relation to the practice of process-based writing. Questioning potential relationships between the artworks, which call each other at contextual, conceptual, and critical levels of association, the exhibition aims to analyze artistic practices and how they define their critical distance to content, subjects and choices of material in accordance with their identities, positions or situations. Metaphorically speaking, Apparatus Criticus takes the exhibition form as primary source material that accompanies an edition of a text, and experiments with the possibility of developing a grammatical form of exhibition through several strategies, borrowed from textual criticism. Making an exhibition becomes no different than reading an exhibition whereas the variants of an exhibition or a text such as location, edition, source, subjects, and footnotes are visible during its presentation.

Parallel to this exhibition process, Locus appeared as a responsive idea to Apparatus Criticus. Locus is an exhibition which studies how responsiveness takes form and position through artworks. Locus is ‘a place where things are found,’ a point of reference, which delineates the relationships among responsive acts and propositions. As an allegory of exhibition space, Locus attempts to arouse curiosity in an audience through the artworks and provoke imagination of the possible scenarios, which the artworks have already responded to. Not much different from living things, artworks tend to reflect on numerous subject-matters of everyday life, and they are often developed in response to specific situations including those which are emotional, natural, political and social. With this in mind, Locus is a survey of reaction as it is embodied in the artistic positions derived from diverse references. While investigating degrees of criticality and parallel readings among exhibited works, Locus responds to traumas of destruction, utopias, curious narratives of the ‘hidden-in-history,’ politics and the sociability of nature.

While Apparatus Criticus & Locus are simultaneously on view within the exhibition space of Künstlerhaus Stutgart, prescribing a parallel reading as dual exhibitions, Footnotes at Lotte reveals the research process through artworks, drawings, sketches, references and footnotes. These exhibitions not only create two independent conceptual entities, but also form a monolith exhibition space, which proposes a cohesion of exhibition-making, curating and working with artists.

Program

Friday, May 24
6 PM Opening Speech at Künstlerhaus Stuttgart
8 PM Opening Speech at Lotte

Sunday, May 26, 12-5 PM
Künstlerhaus Stuttgart Sunday Brunchh & Artist Talks

Friday, June 7, 5 PM
Linie West at Künstlerhaus Stuttgart, Exhibition Tour with Adnan Yıldız & Didem Yazıcı

Friday, June 14, 5 PM
Lotte Exhibition Tour by Didem Yazıcı

Friday, July 5, 5 PM
Künstlerhaus Stuttgart Exhibition Tour with Adnan Yıldız & Didem Yazıcı and Lecture from Amanda Rath

Share and Enjoy-Haberi Paylaş:
  • email
  • Print
  • PDF
  • Facebook
  • MySpace
  • Twitter
  • Google Bookmarks
  • FriendFeed
  • Tumblr
  • StumbleUpon
  • del.icio.us
  • Technorati
  • Add to favorites

AUTOPOIESIS

autopoiesis

 

AUTOPOIESIS

With Florian Clewe, Juliane Engel, Sabine Fessler, Leon Filter, Paula Kohlmann, Anna-Maria Paschetto, Domènec Sanz Janssen, Erik Sturm

Curated by Didem Yazıcı

Württembergischer Kunstverein  Stuttgart

Querungen   Schlossplatz 2, 70173 Stuttgart

 

Autopoiesis is an exhibition model where each artwork is being produced as a response to another piece or a situation during the process of exhibition. Interweaving exhibition and public programs, it presents a series of artistic responses that produces itself through overlaps between various mediums including installation, lecture, dinner, reading, sculpture, research-based works, conversation, journal, text, and photography. Intended to respond to Querungen, a recently opened space of Kunstverein Stuttgart, Autopoiesis is collaborating with makers of the off-space LOTTE, Land Of The Temporary Eternity which is interdisciplinary initiative. Similar to the concept of LOTTE, Autopoiesis is focusing on process and on the relation between various disciplines.

The exhibition takes the liminal space of Querungen as well as the spirit of LOTTE as a starting point, and presents individual practices from LOTTE in a responsive, free and open format. Throughout the exhibition, participants will be producing and adding new works to present while treating the space as a studio. This process investigates the discursive and inspirational nature of an artwork as well as the artistic authorship through re-performing and responding the others’ artworks. These performative acts are not necessarily supposed to be driven by ekphrasical approach. Relating a medium to another medium not by defining each other, artists follow up from each others’ work and participate a chain of interventions through creating a new work or gesture.

As a spontaneous form of communication, conversation is constructed by responding to what has previously said or done by another person. In this line of thought, Autopoiesis aims to create a conversational exhibition through artworks created in response to one another. It consists of artistic acts where each act organically engages each other and results in public moments including exhibition. Instead of imposing a certain limited concept, this exhibition model aims to draw a self-sustaining character and produce itself through the artistic and responsive drive. While the art world today keeps bombarding and projecting a fast-consuming method of experiencing art, Autopoiesis and LOTTE suggest to slow down the process of perception and suggest to focus on possible connections that arise between different artistic agents and discursive practices.

 

Public Moments

Tuesday, May 28, 7pm

Lecture by Paula Kohlmann

“The language of love” with following reading “The letter exchange between Ingeborg Bachmann und Paul Celan”

8pm Drinks & Salad  “Bring what you got and join the salad-party!”

 

Wednesday, June 5, 7pm

Presentation by Leon Filter “Autopoiesis Journal”

Tuesday, June 11, 7pm Conversation with Anna-Maria Paschetto  “Standing Out from the Crowd”

 

Share and Enjoy-Haberi Paylaş:
  • email
  • Print
  • PDF
  • Facebook
  • MySpace
  • Twitter
  • Google Bookmarks
  • FriendFeed
  • Tumblr
  • StumbleUpon
  • del.icio.us
  • Technorati
  • Add to favorites

Project Biennial D-0 ARK Underground Bosnia and Herzegovina

2nd edition of Project D-0 ARK Underground, Bosnia and Herzegovina8c387_dec20_bosniaherz_img

The Biennial Directorate of Project D-0 ARK Underground will take place April 26 through September 26, 2013. Partner countries for the 2nd Project Biennial are the Republics of Turkey and Croatia. The curators of this edition, Basak Senova and Branko Franceschi, also announced their paired curatorial statements under the titles Time Cube and The Castlealong with the list of the artists invited to participate in the biennial.

 

Participating artists are: Ahmad Hosni (Cairo/Barcelona), Alban Muja (Pristina), Alfredo Pirri (Rome),Apparatus 22 and Studio Basar (Bucharest), Armin Linke (Berlin/Milan), Autopsia (Prague/Novi Sad), Banu Cennetoglu and Yasemin Ozcan (Istanbul), Carl Michael von Hausswolff (Stockholm),Carlo Crovato (London/Berlin), Conor McGraddy (Burren/New York), Cynthia Zaven (Beirut), Danica Dakić (Sarajevo/Weimar), Daniel Garcia Andujar (Barcelona), Dario Solman (Split/New York), Edo Murtic (Zagreb), Emre Erkal (Ankara), Ibro Hasanovic (Brussels/Srebrenica), Janos Sugar(Budapest), Kim Cascone (San Francisco), Laibach (Ljubljana), Luchezar Boyadjiev (Sofia),Miroslaw Balka (Warsaw), Nenad Malešević (Banja Luka/Belgrade), Nemanja Cvijanovic (Rijeka),Renata Poljak (Zagreb/Split), Paul Devens (Maastricht),  Sanja Ivekovic (Zagreb), Simona Dumitriu(Bucharest), Stealth (Belgrade/Amsterdam) and Yane Calovski (Skopje).

Curators: Basak Senova and Branko Franceschi
Curators’ assistant: Irfan Hosic
Project Biennial Director: Edo Hozic
Executive Director: Ninoslav Verber
Coordinator in Chief: Sandra Miljevic Hozic
Project assistant: Jasmin Corbadzic
Public programming: Basak Senova, Didem Yazici, Irfan Hosic

Read more…

Share and Enjoy-Haberi Paylaş:
  • email
  • Print
  • PDF
  • Facebook
  • MySpace
  • Twitter
  • Google Bookmarks
  • FriendFeed
  • Tumblr
  • StumbleUpon
  • del.icio.us
  • Technorati
  • Add to favorites

Letters to the Pacific and Fictional Replies

letters to

Letters to the Pacific, Reading-screening performance, Reading by Aaron Peck, Film Collage by Dominic Osterreid, Adam Harrison in Huguenot House, dOCUMENTA (13) Maybe Education and Public Programs, 2012. Photo by Malin Bernalt. This text is published in the book series ‘Mental Space’ edited by Elmas Deniz in collaboration with İstanbul based art magazine, ‘Sanat Dünyamız’ (March-April 2013). 

 

Didem Yazıcı

 

 

Fictional Questions on an Encounter at a Chinese Restaurant, Walking on Wire and Writing a Letter

Could writing letters be the exact opposite of acrobatics? Could you cultivate the balance and the agility that you have dictated over your body from one end to the other in your hands and mind too? What occurs to you while you are writing a letter, walking on wire or drinking green tea at a Chinese restaurant in the middle of a park? What are the differences between writing at a table chosen for you on the left corner of a restaurant and writing at your usual desk? While you are writing, how further can you set yourself aside and be the person or the city you are writing about? Would you interpret the architecture, the history and the urban planning in line with quotidian, political and economic values? Train, hotel room, mountain top, garden, park, restaurant, café, city center, country… how much would you care where the wire is tightened, where the letter is written, which table you are sitting at? What would you do if you saw your favorite writer at the neighboring table when you get weary strolling through an exhibition in the park on a summer day and walk into a restaurant, which you come across on your way? (That table on the far left corner at that Chinese restaurant.) Would borders, beliefs and identity crystallize when you explicate the city where you live in your letters that you penned like a diary and when you quote misunderstood lyrics? Forget the questions Pacific, read the letters.[1]

Letters to the Pacific

In his essayIf You Build it, They Will Come,” reprinted in his book Letters to the Pacific (2010), writer Aaron Peck reminds us of the reason why Giorgio Agamben did not accept the teaching position at New York University. Agamben likens the procedure of scanning thumbs and documenting prints for entering the USA with a visa, which has been in force since January 2004, to biopolitical tattooing at the Nazi concentration camps and therefore invalidates his entry. Approximately two years after Agamben’s text in which he announced his decision was published in Le Monde, Aaron Peck starts to write a series of letters from New York where he probably gave his fingerprints, like all of us who enter the USA on a visa. These letters that novelist and art critic Peck wrote in random intervals in 2006-2007 from New York where he was living for his doctoral art history research are not solely a series of letters; they also operate as an artistic medium—reproduced as a diary, a discussion platform, a literary exercise. Read more…

Share and Enjoy-Haberi Paylaş:
  • email
  • Print
  • PDF
  • Facebook
  • MySpace
  • Twitter
  • Google Bookmarks
  • FriendFeed
  • Tumblr
  • StumbleUpon
  • del.icio.us
  • Technorati
  • Add to favorites

Pasifik’e Mektuplar ve Kurgusal Cevaplar

letters to

Bu metin ilk olarak ‘Zihinsel Mekan’ kitap serisinde basılmıştır. (Mart-Nisan 2013) ‘Zihinsel Mekan’ Elmas Deniz ve Sanat Dünyamız’ın ortaklaşa gerçekleştirdikleri bir oluşumdur. Fotoğraf: Malin Bernalt, Okuma: Aaron Peck, Film Kolaj: Dominic Osterreid, Adam Harrison

Pasifik’e Mektuplar ve Kurgusal Yanıtlar

Didem Yazıcı

Çin Lokantasında Karşılaşmak, İp Üzerinde Yürümek ve Mektup Yazmak Üzerine Kurgusal Sorular

Mektup yazmak akrobasi yapmanın tam tersi olabilir mi? Bedenine boydan boya dikte ettiğin denge ve çevikliği, eline ve aklına da işleyebilir misin? Mektup yazarken, ip üzerinde yürürken ya da bir parkın orta yerindeki bir Çin lokantasında yeşil çay içerken aklının ucundan neler geçer? Restoranın sol köşesinde senin için seçilmiş olan bir masada yazmak ile alışageldiğin çalışma masasında yazmanın farkları nelerdir? Yazarken, kendini bir kenara koyup, ne kadar yazdığın kişi ya da yazdığın kent olursun? Kentin mimarisini, tarihi ve mekansal düzenlemesini, gündelik, siyasi ve ekonomik değerlere göre mi okursun? Tren, otel odası, dağ, bahçe, park, lokanta, kafe, kent merkezi, taşra…  ipin nereye gerili olduğunu, mektubu nerede yazdığını, hangi masada oturduğunu ne kadar önemsersin? Ilık bir yaz günü parkta sergi gezerken, yorulup yolda rastladığın bir restorana girdiğinde, severek okuduğun bir yazarı yan masada görürsen ne yaparsın? (Hani o Çin restoranında sol uç köşedeki masa) Bulunduğun kenti, günlük yazarcasına kaleme aldığın mektuplarında irdelediğinde ve yanlış anlaşılan şarkı sözlerinden alıntı yaptığında; sınırlar, inançlar ve kimlik belirginleşir mi? Soruları unut Pasifik, mektupları oku.[1]

Read more…

Share and Enjoy-Haberi Paylaş:
  • email
  • Print
  • PDF
  • Facebook
  • MySpace
  • Twitter
  • Google Bookmarks
  • FriendFeed
  • Tumblr
  • StumbleUpon
  • del.icio.us
  • Technorati
  • Add to favorites

Letters to the Pacific and Fictional Replies

Text on Aaron Peck, Adam Harrison and Dominic Osterried’s screening performance ‘Letters to the Pacific’ that was held as part of Peck’s ‘Writers’s Residency’ in dOCUMENTA (13). The text is published in booklet series ‘Mental Space’.Mental_Space

This publication on contemporary art opens up a fresh space for “text.” Mental Space’s first book did not suggest a precise direction for the context of the series; however, the second book begins to structure the discussion around the notion of “text” and the act of writing as an artistic medium. This publication is a collaborative effort by the journal Sanat Dünyamız and an artist. The books’ content includes texts on actively engaged artists written by two to three writers, including mostly new  texts. / Güncel sanatı konu eden bu yayın “yazı” için açılan yeni bir alanı tarifliyor. Zihinsel Mekân dizisinin ilk kitabıyla zamana bırakılan dizinin bağlamı; sanatsal bir mecra olarak yazı, yazı yazmak etrafında şekillenen bu ikinci kitapla biraz daha belirginleşmeye başlıyor. Sanat Dünyamız dergisi ve bir sanatçının ortaklaşa girişimi olan bu kitapların içeriği; iki veya üç ayrı yazarın günümüzde aktif olarak üretmekte olan sanatçılar hakkında yazdığı yazılardan oluşuyor.

Share and Enjoy-Haberi Paylaş:
  • email
  • Print
  • PDF
  • Facebook
  • MySpace
  • Twitter
  • Google Bookmarks
  • FriendFeed
  • Tumblr
  • StumbleUpon
  • del.icio.us
  • Technorati
  • Add to favorites

Küratöryel Bir Alan Olarak Kurum: ICI

This text originally published in the latest issue of Istanbul-based art magazine “Art Unlimited”, 2013 and only available in Turkish. Bu metin oncelikle “Art Unlimited” da yayinlanmistir.

Kuratoryel-Bir-Alan-Olarak-Kurum-ICI

 

Bundan yaklaşık on sene önce, küratörlük üzerine neredeyse yok denecek kadar az sayıda yayın olduğu zamanlarda, ‘Uluslararası Bağımsız Küratörler’  (Independent Curators International, ICI), ‘Words of Wisdom’ (2001)’ı  hazırlayarak, küratörlüğün değişmekte olan tanımı üzerine farklı yazarların metinlerinden oluşan bir kitap yayınlamıştı. 1990’larda küratörlüğün yeniden tanımlanmasında rol oynayan küratör kuşağından, 1970’lerde Kunsthalle Bern’deki konumundan ayrılarak, tarihte ilk bağımsız küratör olan Harald Szeemann’a, Seth Siegelaub’a kadar altmış farklı küratörün, gelecek kuşak küratörlere tavsiyelerinden oluşan bu kitap, on sene önce yayınlandığında alanındaki ilk kitaplardan biriydi. Bugün küratörlük üzerine yazılmış en kapsamlı kitaplardan biri olan ‘Thinking Contemporary Curating’ (Terry Smith) geçtiğimiz aylarda ICI’ın başlattığı yeni yayın dizisi ‘Perspectives In Curating’ in ilk kitabı olarak basıldı. Smith’in, ‘Güncel Küratörlüğü Düşünmek’ anlamına gelen bu kitabının son bölümünde 2012 Eylül ayında sona eren dOCUMENTA (13) analizine yer vermesi, kitabı hem mümkün olduğunca güncel kılıyor, hem de günümüz sergi yapımı pratiğini en iyi biçimde örneklendiriyor. Temelinde pratiğe dayalı olan küratöryel alanın kuramsallaşması ve tarihselleştirilmesi, ‘küratöryel’ kelimesinin gereğinden fazla ve abartılarak kullanıldığı tam da bugünlerde, durup düşünmeye teşvik ediyor. Küratörlüğün yanlız pratik bir alan değil, aynı zamanda kendi tarihi ve önermelerinin olduğu kuramsal bir alan olarak görmek, aynı zamanda kendi içinde tartışmalı olan bu pratiğin yüzeysel algılanışını kırma potansiyeli taşıyor. Afterall yayınlarının 2010’da başlattığı ‘Exhibition Histories’ kitap serisi de benzer bir motivasyonla, 70’lerden bu yana kırılma noktası olan sergileri ele alıyor.  1990’ların ortası ve sonlarına doğru yayınlanan, ‘The Avant-Garde In Exhibition’ ve ‘Thinking About Exhibitions’ gibi kitaplara artık alternatif olarak, küratörlüğü 1960’lardan bugüne tarihselleştiren, eleştiren ve farklı küratöryel yaklaşımları inceleyen yeni bir bibliografya dizini oluşuyor. Read more…

Share and Enjoy-Haberi Paylaş:
  • email
  • Print
  • PDF
  • Facebook
  • MySpace
  • Twitter
  • Google Bookmarks
  • FriendFeed
  • Tumblr
  • StumbleUpon
  • del.icio.us
  • Technorati
  • Add to favorites

Yarım Asır Altmış Sanatçı Paradoksal Bir Merkez

Bu yazı, ‘Regarding Andy Warhol: Sixty Artists, Fifty Years’ sergisi üzerine kaleme alınmıştır, Metropolitan Müzesi, Eylül-Aralık 2012. Artam Global Art, Ocak-Şubat 2013 sayısında yer almıştır.

NewYork-Sergi-Yazisi-38-40-page-001BIGNewYork-Sergi-Yazisi-38-40-page-002BIGNewYork-Sergi-Yazisi-38-40-page-003BIG

 

Sergi yapımı, klasik sanat tarihsel okumalara alternatif olarak, sergilenen işlerin belirli bir konsept içinde yeniden düşünülmesini önerebilir. Ancak bu yaklaşım her defasında eleştirel ve bağımsız bir dilin grameri olabilir mi? Özellikle koleksiyon merkezli çalışan sanat kurumlarının, farklı küratöryel yaklaşımlar geliştirerek sanat tarihini yeniden yazma çabaları alternatif okumalar sunuyor olsa da,  kimi zaman didaktik  ve sorunlu bir sunuma dönüşebiliyor.  Bir sanatçı belirleyip, o sanatçının pratiğinin izinde farklı sanatçılara yer veren sergiler, bir süredir rastlayıp tartışmalı ve düşündürücü bulduğum bir küratöryel yöntem. Eğer serginin retrospektif ya da sanat tarihini yeniden yazma gibi bir kaygısı yoksa, ve daha çok günümüzde üretim yapan sanatçıların birbirleri ile olan sanatsal diyaloglarına bakıyorsa, bu yöntem çok daha bereketli bir şekilde işlerlik kazanıyor. Felix Gonzalez Torres’in dört farklı işi üzerinden, bienalin ana temalarını tartışan 12. Uluslararası İstanbul Bienali, merkezine aldığı sanatçı ile ölçülü bir ilişki kurmuştu. Ne Torres’in işlerini merkeze alıp sergileyerek, sergilenen işleri gölgeledi, ne de sanatçıların göbeğini Torres’e direkt olarak bağlayan karşılaştırmalı bir okuma sundu. Küratöryel yaklaşım, daha mütevazi bir şekilde, sergiye Torres geleneği üzerinden bakmamızı önerdi. Tek bir sanatçıdan yola çıkarak, sergi programı hazırlayan, New York’un bağımsız sanat kurumlarından, The Artist’s Institute, bu yöntemi çok daha verimli ve canlı bir şekilde ele alıyor. Manhattan, Bowery’de bulunan ufak mekanında tek bir sanatçı davet edip, altı ay boyunca sanatçının tek bir işini sergileyip, farklı disiplinlerden sanatçıların katılımıyla serginin yanında farklı işlere yer vererek akışkan ve sürdürülebilirliği olan bir tartışma ortamı sunuyor. Tek bir sanatçı pratiğinden yola çıkıp, esnek ve işler arasındaki iletişime önem veren bu yaklaşımlar küratöryel model denemeler ve sanatı farklı deneyimleme biçimlerimiz açısından özellikle heyecan verici. Ancak, bu yaklaşım farklı bağlamlarda,  daha sınırlı ve keskin hatlarla uygulandığında kolaylıkla çelişkili bir yöntem haline gelebiliyor. Read more…

Share and Enjoy-Haberi Paylaş:
  • email
  • Print
  • PDF
  • Facebook
  • MySpace
  • Twitter
  • Google Bookmarks
  • FriendFeed
  • Tumblr
  • StumbleUpon
  • del.icio.us
  • Technorati
  • Add to favorites

Winter Solstice in Percival Space

memories of the world.jpg

Share and Enjoy-Haberi Paylaş:
  • email
  • Print
  • PDF
  • Facebook
  • MySpace
  • Twitter
  • Google Bookmarks
  • FriendFeed
  • Tumblr
  • StumbleUpon
  • del.icio.us
  • Technorati
  • Add to favorites


Subscribe to RSS feed