Solo Sergilerin Çoğul Hali: Sanatsal Diyaloglar

anagorsel1-700x325
Cevdet Erek, ‘Çıngır/Jingle’, 2012, Galeri Manâ’nın izniyle, Künstlerhaus Stuttgart, Fotoğraf: Bernhard Kahrmann

Bu metin öncelikle ‘İstanbul Art News’da yayınlanmıştır: http://istanbulartnews.com/2013/07/08/ic-ice-iki-solo-sergi/

 

Solo Sergilerin Çoğul Hali

Sanatsal Diyaloglar: Cevdet Erek / Slavs and Tatars

 2011’den bu yana Künstlerhaus Stuttgart, farklı sanatsal konumlanmaları, solo-sergi sunumuyla biraraya getiren eşzamanlı ya da ardarda okumalar sunan bir program deneyimliyor. ‘Artistic Dialogues’ solo sergileri, kurumun iki farklı katına yayarak (ikinci ve dördüncü katlar) kimi zaman da iki katı da tek bir sanatçıya adayarak ya da farklı sezonları tek bir sanatçıya adayarak birbirini takip eden solo sergilere yer veriyor. Bu sergilerde Pedro Wirz, John Paul Raether, Annika Eriksson, Florian Zeyfang, Solmaz Shahbazi, David Blandy gibi sanatçıların yanısıra, Şener Özmen, Ahmet Öğüt, Nevin Aladağ ve Nilbar Güreş sololarıyla, Türkiye güncel sanat seyrinde kırılma noktalarını belirlemiş, ancak bugüne kadar daha önce monografik bir sunumla çok da ele alınmamış sanatçıların pratiklerine odaklanan bir yaklaşım okunuyor. Serinin ilk gördüğüm sergilerden biri olan Nilbar Güreş sergisinde, sanatçının yeni işlerinin yanı sıra dikkatimi, sanatçıya ait bireysel objelerin de sergilendiği neredeyse ufacık bir ‘Nilbar Güreş Nesneleri Müzesi’ tadı veren bir vitrin çekmişti. Sergiyi gezerken, Güreş’in dünyasına o kadar yakından giriyordunuz ki, vitrindeki nesneler sanat eseri mi, değil mi, sanatsal değeri nedir ne değildir, alınır mı satılır mı gibi materyalist soruları akla getirmeksizin; Nilbar’ın evinden, stüdyosundan çıkan bu enteresan ufak oyuncaklar, figürler, bilmem belki kağıt parçasına takılıp, Güreş’in salt sanatsal yaratımını fetişleştirmeyen, yaşadığı yerin kenarından köşesinden çıkan objelerle daha geniş bir okumaya davet ediliyordunuz. Sanatçının özel eşyalarından oluşan bu minik sunum, bir diğer deyişle sanatçının kişisel zevki hakkında ip uçları içeren bu seçki, kapı aralığından sanatçının evi ve atölyesine gizlice göz atma hissi yerine, Nilbar Güreş’in sanatına bakarken onun gramerini ve dilini daha iyi çözmemizi sağlıyor. İşte tam da bu sürprizli yaklaşımlar, solo-sergi dendiğinde akla gelen klasik-kronolojik sunumları sorgulayan bir ton içeriyor. Halen devam etmekte olan Cevdet Erek ve Slavs and Tatars sergisinden bir önceki Ahmet Öğüt kişisel sergisinde de buna benzer, sürprizli bir işaretleme vardı: sergiyi hazırlarken sanatçı ve küratörün (Adnan Yıldız) başlarına rastlantı eseri gelen gündelik olağan kaza ve karşılaşmar üzerinden yola çıkan, öykücü ve samimi bir vitrin sunumu yer alıyordu. Sanatsal diyaloglar serisinin beşinci ve son ayağı olan ‘Artistic Dialogues V: Slavs and Tatars ve Cevdet Erek’ sergisi, bana kalırsa tüm serinin en şaşırtıcı yerleştirmelerinden birini oluşturuyor. İlk bakışta her iki farklı kat, tamamiyle birer sanatçıya / sanatçı kolektifine adanmış gibi duruyor. Oysa ayrı katlarda tek bir sanatçı vurgusu ağır olsa da, her iki sergiye incelikli bir şekilde diğer sanatçının bir-kaç işi yerleştirilmiş. Bir diğer deyişle örneğin Slavs and Tatars’a adanan katta iki farklı Cevdet Erek çalışması, Cevdet Erek’e ayrılan katta ise yine iki tane Slavs and Tatars çalışması bulmak mümkün. Bu küratöryal işaretleme, Slavs and Tatars ve Cevdet Erek’in birbirileriyle neden ortak, paralel ve ikili bir okuma üretebileceğini ve neden bu iki farklı sanatsal konumların birbirileriyle aynı anda ele alındığını açıklıyor. Her ayrı katta, bir diğer sanatçının izine rastlamak ve diğer sanatçının pratiğiyle birlikte, mekanı bölmeden, ayrılmadan ele almak, aslında her iki kişisel sergiye de bütününde neredeyse ikili bir grup sergisi tadı veriyor. Böylelikle, ‘Sanatsal Diyaloglar’ın sadece kavramsal bir zeminde değil, aynı zamanda mekansal olarak sergi yerleştirmesinde de anlam kazanan bir önerme olduğunu ortaya konuyor. Birbirini içine geçen iki solo sergi, paralel bir tartışma, araştırma ve üretim alanına dönüşüyor. Sergi metninde bu ortak alan, soyutlamanın sadece sanatsal bir yöntem değil aynı zamanda eleştirel bir araç ve kavramsal düşüncenin sanatsal bir ruh hali olması olarak tanımlanmış. Hem sanatçı kolektifi olan Slavs and Tatars’da, hem de Erek’in pratiğinde özellikle mimari yerleştirmeler üzerinden giden, moderniteyle farklı ilişkilenmeler içeren bir soyutlama söz konusu.

 

 

 

 

Be Sociable, Share!

You can follow any responses to this entry through the RSS 2.0 feed.
You can leave a response, or create a trackback from your own site.

There are no comments yet, be the first to say something


Leave a Reply

XHTML: You can use these tags: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>

Subscribe to RSS feed