Küçük Harfle dOCUMENTA (13)

II. documenta, 1959, installation view with works by Julio González. Bequest of Arnold Bode. Courtesy: documenta Archiv, Kassel

Bu metin ilk olarak ICE dergisi  Haziran 2012 sayısında basılmıştır.

 

Didem Yazıcı

Kassel’e ilk defa bundan iki sene önce, güzel sanatlar okulunun mezuniyet sergisi ve açık atölye ziyareti için geldiğimde bana bugün olduğundan daha farklı görünmüştü. Güneşli bir günde Frankfurt’tan trene atlayıp Kassel’e vardığımda, aklımda merakla beklediğim sergiler, görmek istediğim tanıdıklar vardı. Bir kaç gün kalıp dönmeyi düşünürken, Kassel, matruşka bebekler gibi açıldıkça beni binbir rengiyle içine çekti. . O sene, Frankfurt’ta tanıyıp dostluk kurduğum ve birlikte çalışmaya başladığım sanatçılar Özlem Günyol & Mustafa Kunt serginin küratörlüğünü gerçekleştiriyordu (2010).Mezuniyet sergisi, documenta’nın ana mekanlarından biri olan documenta halle’de yer alıyordu. Sergi açılışında, sonradan adının Mehtap Baydu olduğunu öğrendiğim genç ve güzel bir kadın çıplak bedenine pestilden diktiği elbiseyi, sergi izleyicilerinin birbir gelip tadına baktığı bir performans gerçekleştirdi. Ertesi gün nehir kenarında Mehtap’la bir söyleşi gerçekleştirdik, sanattan, hayattan, aşktan, toplumsal cinsiyetten, nehir kenarındaki kumrulardan ve gündelik hayattan söz ettikçe, Frankfurt dönüş biletimin kullanmaktan çoktan vazgeçmiştim. Nehir kenarı sohbetleri, konserler, içinden nehir geçen parkta bulunan sanat okulundaki sergi açılışları ve sonrasında göle yüzmeye gidilen yol ile Kassel benim için sürükleyici ve esin veren bir yer haline gelmişti.

Tüm bunları yaparken Kassel’in documenta kenti olduğu hep aklımda; geçtiğim yollarda ve Aue park’ta Joseph Beuys’un bazalt taşları ve ağaçlarına rastlıyorum. Kentin belleği, documenta’yı sadece beş senede bir değil, her an canlı tuttuyor gibiydi. Aklımda bu düşüncelerle, documenta’nın izini sürmek için documenta’nın kütüphanesi ve arşivine girdim. Yüzlerce sanatçı kitabı, sergi kataloğu ve günümüze kadar documenta sergi yapımına dair mektuplar dahil en ufak belgeye şeffaflıkla ulaşmak inanılmaz bir hazdı. Sergi tarihi, küratöryel çalışmalar ve güncel sanat tarihi yazımından bildiğim bu kurum, kütüphanesi, arşivi, deposu ve çalışanlarıyla halka açık büyük bir fabrika gibiydi. Açılışından iki sene önce, dOCUMENTA (13)’e dair ilk gördüğüm şey oradaydı: dOCUMENTA (13) logosunun olduğu beyaz bir çıkartma. dOCUMENTA (13) logo merkezli olmayan, her defasında farklı bir karakterle yazılan, küçük harfle başlayan bir başlığa sahip. Carolyn Christov-Bakargiev, bilgisayarda küçük harfle başlayan bir sözcük yazdığımızda, programın otomatik olarak büyük harfe çevirdiğini, documenta’nın adını yazmak için büyük harfi silip yeniden küçük yapmaya çalışmanın zaman aldığını, bu durumun dOCUMENTA (13) için önemli olduğunu söylemişti. dOCUMENTA(13), önceden belirlenmiş bir konsept üzerine gitmeyen, farklı disiplinlerin biraraya geldiği açık uçlu bir çizgi çiziyor. Sanatsal direktörü, Carolyn Christov-Bakargiev, departmanların başı Chus Martinez, ve ‘agent’ adını verilen eş-küratörlerin, katılımcıların ve tüm çalışanlarının kolektif çalışmasıyla, sadece güncel sanata odaklı değil, güncel kültürü meydana getiren farklı disiplinleri de içeren kapsamlı ve alışılmışın dışında bir sergi meydana getiriyorlar.

Sergi Olarak Not defteri Serisi

100 Not – 100 Düşünce

 

dOCUMENTA (13), not defteri kavramından yola çıkarak farklı boyutlarda, renklerde ve başkalarının kişisel not deftlerini okuduğunuz hissi uyandıran kitapçıklar basıyor. Daha önce var olan not defterleri, bu seri için yazılan yazılar ve söyleşiler gibi farklı formlarda metinleri içeren bu defterler, serginin hazırlık sürecine dair düşünceler ve sanatçılar hakkında fikir veriyor. Serginin hazırlık aşamasında hangi konuların nasıl tartışıldığını, sanatçıların araştırmalarını ve serginin küratöryel yaklaşımını şeffaflaştırarak, sergi tarihinden önce kamusallaştırıyor. Açılış tarihini bekleyen herkesin aslında bilmediği şey documenta’nın bu not defterleri ile birlikte aslında çoktan başlamış olduğu. Sanat takipçilerinin açılış haftasına odaklandığı documenta, ANDANDAND sanatçı kolektifinin gerçekleştirdiği çalışmalar, Giuseppe Penone’nin Ideas of Stone adlı heykeli, Jimmie Durham’ın Aue Park’a diktiği elma ağaçları, konuşmalar, sunumlar, websitesindeki videolar, metinler ve not defteri serisi ile sadece açılış haftası ve serginin resmi tarihlerine odaklanan değil, daha uzun zamana yayılan bir sergi süreci öneriyor. Not defterleri hem documenta’nın kendisi, hem de ön-katalog gibi işliyor. Bu ikili durum, sergi yapımı diskuruna katkıda bulunan bir araştırma niteliğinde. Basılı bir yayın, bir sergi olarak işleyebilir mi, ya da serginin kendisi olabilir mi? Sergi, geleneksel anlamda fiziksel bir mekanda bir objenin kelime anlamıyla sergileniyor oluşunu ifade etse de, sanatsal bir durumun kamusallaştırılması da bir sergi yöntemi olarak çalışıyor. Tıpkı bir küratörün sergiye sanatçı davet etmesi gibi, bu seri için, katılımcılar not defterlerini, düşüncelerini paylaşmaları için davet edildi. Her katılımcı, birer sanatçı gibi kendi sanatsal dillerinde, istedikleri konuyu ele aldılar. Sergi Eylül ortasında kapandığında not defterleri hala okunuyor ve paylaşılıyor olacak. Bu anlamda, istisnai kalıcı işler dışında, serginin belirli bir tarih ile fiziksel anlamda kısıtlı ve geçici oluşu; öbür yandan not defterlerinin ise kalıcı oluşu birbirini tamamlayan bir denge sunuyor. Not defterlerinin her birinin kendi içinde sergi niteliğini taşıyan sanatçı kitapları gibi işlediğini söylemiyorum. Ancak, kitap koleksiyonları, seçkileri ve gezici kütüphanelerin sergilenmesi ve bu durumun sergi niteliği taşıması gibi, not defterlerin bütününün bir sergi özelliği gösterdiğine inanıyorum. dOCUMENTA (13) mekanlarında gerçekleşecek olan sergiyle olan paralelliği, birbirini tamamlaması, içerik ve yöntemsel olarak benzerliği, not defteri serisini documenta’nın temel yapıtaşlarından biri yapıyor.  dOCUMENTA (13) 9 Haziran – 16 Eylül

 

 

 

 

 

 

Tarihsel notlar

1955 senesinde ilk documenta gerçekleştiğinde, serginin devamının geleceğini kurucuları dahi bilmiyordu. Serginin başlığı documenta: Yirminci Yüzyıl Sanatı olarak belirlenmişti. İkinci Dünya savaşını kaybeden Almanya’nın uluslararası anlamda saygınlığını yeniden kazanması ve yenilenmiş bir Almanya imajı yaratmak için ufak bir kent olan Kassel’de büyük çaplı bir güncel sanat sergisi gerçekleştirilmesi kararı alınıyor. Almanya bu defa Dünya’nın ilgisini savaş, yıkım ve gaddarlıkla değil, kültürel ve sanatsal üretimle çekme amacındaydı. Documenta, bir anlamda ülkenin yakın geçmişte yaşamış olduğu Nazi Almanyası travmasıyla başetme biçimi olarak ortaya çıkıyor.

 

Share and Enjoy-Haberi Paylaş:
  • email
  • Print
  • PDF
  • Facebook
  • MySpace
  • Twitter
  • Google Bookmarks
  • FriendFeed
  • Tumblr
  • StumbleUpon
  • del.icio.us
  • Technorati
  • Add to favorites

You can follow any responses to this entry through the RSS 2.0 feed.
You can leave a response, or create a trackback from your own site.

There are no comments yet, be the first to say something


Leave a Reply

XHTML: You can use these tags: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>

Subscribe to RSS feed