Paul Philipp Heinze ile Söyleşi

‘Loppsi2illegal’ / 550cm x 800cm / covers, stain, paint / 2011
photo © Andy Kania 

Didem Yazıcı: Ne zaman bir sanat işi üzerinde çalışsan, her defasında farklı bir malzeme kullanıyorsun. Birçok güncel sanatçı gibi, seni içinde belirli bir malzemeden söz etmek mümkün değil. Bana öyle geliyor ki, malzemeden çok, belirli bir tarz belirleyerek çalışıyorsun. Bu tavırdan söz ederek başlayalım söyleşiye…

Paul Phiilipp Heinze: İçerik aynı zamanda irrasyonel de olabilir. Bir konu hakkında bir hissiyatınız varsa, o işi anlatmaya gerek yok. Bu daha çok o ruh halini anlamakla ilgili. Bende daha çok içerik ve gazeteciliğe benzer bir araştırma yöntemi var: okumak, yazmak, objeler biriktirmek..çalışmanın içeriğini avlamak gibi. Her şey olabilir, tarihi bir durum, popüler bir konu ya da seni çeken bir şey. Burada önemli olan seni çeken nokta konusunda duyarlı olmak. Bu bir metodun başlangıç noktası gibi. Çalışmalarımda birçok materyal var: sesler, görseller. Bu materyalleri toplayıp, özgün bir tavır sergiliyorum. Bu araştırma sürecinde, birçok malzeme var. Ancak ben bu malzemeleri bir koleksiyon serisi gibi sergilemek istemiyorum. Bu malzemeleri daha önce görülmemiş, özgün bir şeye dönüştürmeyi tercih ediyorum. Bu daha çok, rasyonel bir içeriği kendi içinde işleyen algısal bir duruma dönüştürmek. Bu gerçekten kavramsal bir iştir, ancak izleyicinin işi anlaması için her zaman bilgiye ihtiyaç yoktur. İşlerimin içeriğini anlatmak istemiyorum, içeriğin duyusal anlamda deneyimlenmesini istiyorum. Bir bilim adamı gibi işlerin içine, derinine inerek çalışmak istiyorum. Bu süreçten sonra, bir şeyin ruhundan anlayabiliriz ve bu ruhu canlı tutmak için özgün bir şey yaratabiliriz.

Pratiğinden bahsederken ‘özgün’ ifadesini çok kullandın. Özgün olmayı bu kadar önemli yapan ne?

Sanatsal duruşumun özgünlüğünü kastediyorum, belki tam olarak doğru kelime olmayabilir. Sağlam ve sabit olmayan bir görsel, resim ya da fotoğraf yapmak istemiyorum. Bunu yapanın, yani üretenin kim olduğunun da önemi yok. Sanat yapıtını kimin yaptığıyla ilgilenmiyorum, ben işin kendisini görmek istiyorum. Aynı sanat işi, kendi adına konuşan, kendi kendini anlatan bir iş olmalı. İşi anlatan bir açıklamaya ihtiyaç duymamalıyım. İşin ruhunu anlamayı tercih ederim.

Özgünlük fikrinden kastın, daha çok işin aurası, işin ruhu…

İnsanların iş ile nasıl uzlaştığıyla ilgili, ve çalışmanın insanlara nasıl davrandığı ile ilgili. İşi kimin yapmış olduğundan çok, işin etrafındaki atmosferin önemli olduğunu düşünüyorum. Son 30-40 senedir, sanat dünyası popüler kültür arenasına dönüştü. Sanatçı olarak bununla başak çıkmak gerekiyor, ayak uydurmak ve üstesinden gelmek. Artık sanat işinin neredeyse bir önemi kalmadı, daha çok sanatçı olarak duruşun ve itibarın önemli. Bunu benimsemiş olan ve içlerinde saygı duyduğum sanatçılar var; sanatı önemsemeyip, yalnızca iş yapanlar.

Seninle ilk defa İstanbul’da tanışmıştık, çalışmalarını İstanbul’da da sergilediğini biliyorum. Bundan birkaç sene önce, İstanbul’da mekana özgü (site-specific) bir enstelasyon yapmıştın, bundan söz eder misin?

O zamanlar, İstanbul’da sanat galerilerine saldırılar olmuştu. Bu esnada ben de sanat galerisinde bir açılışta bulunuyordum ve yaşananlara şahit oldum. Bahsettiğin çalışma da bununla ilintili. Çalışmada, güneş kararıyor ve kamusal alanda kamufle oluyor. Bu çalışmada, konuyu tamamiyle kavramsallaştırıp, konunun kendisini gizlemek istedim. Bu çalışma, İstanbul’da Black Door İstanbul’da sergilenmişti, şimdi New York, Bronx’da sergileniyor.

Renkli ve güzel çiçeklerden oluşan ‘Glove’ isimli bir fotoğraf çalışman var. Bu çalışmadan bahseder misin?

O çalışma yapay çiçeklerden oluşuyor. Fotoğraf çekerken, o anı dondurmuş oluyoruz, dondurulan o an sonsuzlaşıyor. Ancak, yapay çiçeklerin fotoğrafını çektiğimizde bu daha farklı bir boyut alıyor. Gerçek çiçekler oldukça kırılgan ve geçicidir. Yapay çiçekler ise sonsuzdur, ben zaten sonsuz olan birşeyin fotoğrafını çekerek bir defa daha sonsuzlaştırmış oluyorum. İki tane eksinin, artı yapması gibi. Fotoğraftaki çiçeklerin estetik dili, cenaze çiçeklerini de andırıyor. Tam da bu sebeple, sonsuzlaşmanın bir anlamla ölümle ilişkilenmesi de söz konusu. Fotoğrafa baktığınızda, çiçeklerin yapay olduklarını hemen göremezsiniz. Eğer gerçekten yakından bakacak olursanız, anlarsınız. Çiçekler, çok hoş ve güzeller, ancak aynı zamanda cenazeyi andırıyor. Bu çalışamada çokanlamlılık ve ambivalens söz konusu.

Performans çalışmalarının ilgi çekici bir yönü var. Performansı kendin gerçekleştirmiyorsun, bunun yerine başka sanatçılarla birlikte çalışıyorsun. Bu çalışmalarda sanki bir tiyatro ya da film yönetmeni oluyorsun: bir performansı yönetiyorsun ve sanatçıları araçsallaştırıyorsun.

Çalıştığım tüm bu insanlar, görsel sanatlar alanında profesyoneller, bu benim için çok önem taşıyor. Bu çalışmalarda sanatçılar malzemeleşiyor, tıpkı bir taş ya da ahşap gibi malzemenin kendisi oluyorlar. Bu biraz garip ve zalimce birşey gibi geliyor kulağa. Sanatçıyı materyal olarak kullanmam, sanatçıların kendi durumlarına odaklandığım anlamına geliyor aslında. Kimileri sanatçılara neredeyse eziyet ettiğimi düşünebilir. Bu biraz sanatçı Santiago Sierra’nın çalışmalarına benziyor, ancak o sanatçıları materyal olarak kullanmadığı için daha farklı tabii.

Sanatçıların durumuna odaklanıyorum dedin. Sanatçıların durumu derken tam olarak neyi kastediyorsun, bu konudan bahsedebilir misin?

Sanatçıların durumu derken, sanatçıların günümüzde nasıl çalıştıklarını kastediyorum. Sanatçıların ekonomik durumlarını kastetmiyorum, daha çok sanatçı olmak ve bu rolün kendisiden söz ediyorum. Şunu belirtmem gerekir ki, bu çağda yaşadığıma çok memnunum, neyseki sanatçıların bohem bir hayat yaşadığı dönemler sona erdi. Bu bohem duruş, sanatçının rolünü belirliyordu; toplumun dışında durup, olan biteni kibirli bir şekilde gözlemlemekle ilgiliydi. Ben bu oyunun parçası değilim. Bu yaklaşım bir anlamda da şöyleydi; ‘özgürüm ve ne istersem onu yaparım, sıradan insanlarla hiçbir ilgim yok.’ Halbuki, toplumun tam ortasındayız. Benim farkettiğim şey, bir çok sanatçının klişe içinde yaşıyor olması, medyatik bir sanatçı hayatı formu. Bana öyle geliyor ki, sanatçılar kendilerini biraz da kurbanlaştırıyorlar.

Performatif çalışmaların da, sanatçıları mağdur duruma düşüren bir anı var. Dolayısıyla bu durumu çalışmalarınla iyice belirlemiş oluyorsun.

Tam anlamıyla öyle.

Temel sanat pratiğin, bir durumu işaretlemek, ve o durum üzerine çalışmakla yakından ilgili. Bu süreç bir heykel, enstelasyon, fotoğraf, ya da bir performansla sonuçlanabiliyor. Benimle ilk defa çalışmaların hakkında konuşmaya başladığında, farklı malzemelerle çalıştığını belirterek başlamıştın. Dolayısıyla, çalışmaların hissinin, içeriği ele vermesi ve sanat yapıtının izleyicide uyandırdığı duygu, senin için çok önemli.

Çok doğru. Fikir, bu hisleri ve anları yakalamak. Gazeteci gibi, araştırılarak elde edilmiş, irrasyonel bir çalışa olabilir bu. Daha sonra, bunların arasından formu bulmam gerekiyor, fotoğraf mı, resim mi yoksa bir sanatçıya mı ihtiyacım olacak. Tam da bu yüzden, çalışmalarımla başa çıkabilmek çok zor, çünkü çok fazlalar. Ama insanlar bana genellikle çalışmalarımın çok spesifik olduğunu söyler, çalışmalarımı binlerce iş arasından ayırdedebilirler. En önemli noktalardan biri, çalışmanın kalitesini değerlendirmek. Bir çalışmayı bitirdiğim zaman her zaman kalitesinin yeterince iyi olup olmadığını kontrol etmek isterim. Bunu da şu şekilde yapıyorum, çalışmanın kendisi olsam nasıl hissederdim diye soruyorum kendime. Bir diğer deyişle, sanat yapıtının yerine koyuyorum kendimi. Eğer o sanat işi olmak iyi hissettiriyorsa, sergi yapıyorum. Kulağa garip gelebilir, ama bende oldukça işe yarıyor.

Daha fazla bilgi için: www.pph.nu

Berlin, Mart 2012

Share and Enjoy-Haberi Paylaş:
  • email
  • Print
  • PDF
  • Facebook
  • MySpace
  • Twitter
  • Google Bookmarks
  • FriendFeed
  • Tumblr
  • StumbleUpon
  • del.icio.us
  • Technorati
  • Add to favorites

You can follow any responses to this entry through the RSS 2.0 feed.
You can leave a response, or create a trackback from your own site.

There are no comments yet, be the first to say something


Leave a Reply

XHTML: You can use these tags: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>

Subscribe to RSS feed