Khaled Barakeh ile söyleşi

Son zamanlardaki kavramsal çalışmalarının özellikle tarihsel referansları olmasına karşın, konuşmalarımızda tarihten bağımsız bir iş üretmekten bahsettin. Bu fikrin nasıl geliştiğinden bahseder misin?

Fikir, tartışma ortamına beliren bir soru ile başladı: tarihten bağımsız bir sanat yapıtı üretmek olanaklı mıdır? Bana kalırsa, bunun mümkün olmadığını düşüncesindeyim. Sanat işi yapılıp, bittiği anda, üretildiği son dakikaya ait oluyor ve dolayısıyla da hemen tarihin bir parçası olmuş oluyor. Canlı performans izlemenin dışında, sanat işinde güncelliği deneyimlemenin mümkün olmadığını düşünüyorum. Şunu hatırlamak gerekir ki, bizi biz yapan şey ne olduğumuzdur. Zamanlar arasındaki bağlantıyı kesemezsin, İngilizce’de yakın geçmiş zaman kalıbı gibi… Ben bu fikri, geçmişten tamamiyle bağımsız bir sergi yaparak deneyimlemek istiyorum. Örneğin, maddelerin bugünkü bildiğimiz anlamlarını çıkarsak nasıl olur? Düşündürücü bir soru.. Bu benim kabul ettiğim ve diğer insanlara yöneltmek istediğim bir sorgulama.

Neredeyse tüm çalışmalarının tarihle yakından bir ilişkisi var, bu durumda belleği ve tarihi dışlayan bir deneyimde bulunmak istemen özellikle ilgi çekici. Çalışmalarını tarih ve kişisel belleğinle nasıl ilişkilendirdiğinden bahseder misin?

Çocukluğumda, ütopik dünyalara inanırdım. Her futbol maçı izlediğimde, kaybeden takımı tutardım. Suriyeli bir tutuklu, nereye gidersem gideyim, ister bilimsel bir konferans isterse kamusal alan olsun, her yerde mağdurum. Büyüdüğümde dünyanın böyle olmadığını anladım. Tarih boşluklarla dolu. O günden bu yana çalışmalarımla alternative tarihler üretmeyle ilgilendim. Tarihte gerçek olarak temsil edilenleri, bu gerçeklerden geriye ne kaldığı, ve tarihin dışında kalanı yeniden nasıl tarihin bir parçası olabileceğini tartışmak belki de.. Sanki bir terapiye gittiğinde çocukluğunu anlatmak gibi. Geçmişi, gelecekte değişiklik yapmak istediğin için anlatırsın. Bu düşünce yöntemi, sanat bağlamına da uygulanabilir.

Bence gelecekte değişiklik yapmak için, geçmişi sorgulamamız gerekir. Örneğin, savaş sonrası Avrupa, kolektif bir hafıza yaratmayi başardı..Bu, benim sanatsal pratiğimle de ilişkilendirilebilir, geçmişle bağlantıyı kesip, yepyeni birşey inşa etmek.

Gündelik hayat ve sanat arasında sıksık ilişki kuruyorsun. Sanatı hayatın bir parçası olarak görmek senin için çok önemli. Önceki konuşmalarımızda Anita Beckers’in Hayat Yeterince Sanat (Life is Art Enough) kitabından konuşmuştuk..

Kendimi ya da sanat işini bir ürün ya da madde olarak sunmak istemiyorum. Sanatçıdan öte, öncelikle insanız. Evet, hayat yeterince sanat ve sanatım gündelik hayatımın parçası.

Kendimi gündelik hayatla ilişkilendirme biçimim sanat pratiği. Bu yüzden, sanatçı olma kaygısı durumlarını sevmiyorum. Kariyerimi hayatımın önüne koymak beni ilgilendirmeyor. Sanatım, birbirimizle nasıl ilişkilendiğimiz, nasıl yemek yaptığımız nasıl iletişime geçtiğimiz..

Gündelik hayat olan gözlemin, bence oldukça üretken bir yaklaşım sunuyor. Sanat, müzeye gidip gördüğün birsey değil, hayatın kendisi.

Katılıyorum.

Khaled Barakeh

Damaskus Üniversitesi, Güzel Sanatlar Fakültesi’nden mezun olan sanatçı (2005) Danimarka, Funen Sanat Akademisi’nde yüksek lisansını tamamlamıştır. (2010) Sanatçının çalışmaları, Danimarka’da Kunsthalle ve Müze Brandts, Ovegarden, İrlanda, Occupy Space ve Damaskus, Fransız Kültür Merkezi’nde sergilenmistir. Sergilediği yerler arasında, İtalya, İngiltere, Lübnan, Ürdün ve Malta bulunmaktadır. Barakeh Frankfurt, Staedelschule Sanat Okulu’nda Simon Starling sınıfında yüksek lisans çalışmalarına devam etmektedir.

Be Sociable, Share!

You can follow any responses to this entry through the RSS 2.0 feed.
You can leave a response, or create a trackback from your own site.

There are no comments yet, be the first to say something


Leave a Reply

XHTML: You can use these tags: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>

Subscribe to RSS feed