Küçük Kirli Cennetler

Bu yazı ilk olarak Artam Global Art Eylül 2010 sayısında yayımlanmıştır.

Benim Kirli Küçük Cennetim

Berlin – ‘My Dirty Little Heaven’, Deutsche Guggeheim’ın bu sene vermeye başladığı ‘Yılın Sanatçısı2010’ödülünün ilk sergisi.  Sadece Berlin’de değil, Almanya’nın birçok farklı kentinde sokakları kaplayan sergi posteri, yılın sanatçısı ödülü verilen Wangechi Mutu’nun ‘Sarılmış’ adlı  işini gösteriyor.  Deutsche Guggeheim Berlin’de ödül için özel olarak yapılan kişisel sergi, bütünüyle büyük bir enstelasyon olarak algılamanın mümkün olduğu, izleyiciyi çevreleyen bir sergi. Mutu, video, entelasyon, kolaj-suluboya, heykel-obje gibi bir çok farklı malzemeyle ortak bir dil kurarak, birbirini içine alan, birlikte konuşan ve işleyen bir sergi gerçekleştirmiş. Bütününde, büyük bir enstelasyon olarak algılamanın mümkün olduğu sergi, içerik olarak da birbirini dışlamayan, tezatlık yaratmayan bir harmoni kuruyor.

Aralarında 10. Uluslararası İstanbul Bienali küratörü Hou Hanru’nun da bulunduğu seçici kurulda, Nancy Spector, Okwui Enwezor ve Udo Kittelmann gibi güncel sanata yön veren önemli figürler yer alıyor. Yılın sanatçısı programı, sadece bir defalığına ödüllendirilen para ve serginin ötesinde, Deutsche Bank sanat programında sürekli yer alacak ve sanatçının hayatı boyunca tüm sanatsal kariyerini destekleyecek bir söz veriyor. Alman bankasının, yılın sanatçısı ödülünü New York’ta yaşayan Afrika kökenli bir sanatçıya verilmesi, sanatsal olduğu kadar aynı zamanda politik bir tutumun ve stratejinin karşılığı. Pozitif ayrımcılık yaratmayı önlemek için, sergi metninde sanatçının özellikle kültürel kimliğinden hareketle iş üretmediğini belirtiliyor. Ödülünün Mutu’ya verilmesinin, Deutsche Bank’ın uluslararasılık, çeşitlilik, sanatsal ve sosyal temalar arasındaki iletişime eşit ağırlıkta önem verildiğini vurgulayan bir seçim olduğu açıkça belirtilmiş. Dolayısıyla, sanatçı kültürel kimliğini sanatında araçsallaştırsın ya da araçsallaştırmasın, onun varoluşu ister istemez programın politikasının büyük bir parçası. Sergi, sanatçının, özgün kültürel kimliğini yansıtmaktan çok, göçebe, sürekli yolcu ve hareket halinde olan post-nasyonal bir kuşağın sanatını yaptığı iddaasını taşıyor. Mutu’ya göre, kültürel kimlik, coğrafi  ve biyolojik kökenden  değil, insanların kendi belirleyeceği ve değiştirebileceği melez bir yapıyla şekilleniyor. Peki bu söylemi sergiden de okumak mümkün mü? Sergi birçok anlamda başarılı olsa dahi, metindeki vurgu, amacının tersine ilgiyi sanatçının kültürel kimliğinin sanatında nasıl yer aldığına çekiyor.

Sergi posterinde yer alan ‘Sarılmış’ adlı resim, sergiyi en iyi biçimde özetleyen işlerden biri. Afrika ve Asya kıtasına özgü iki sırtlan mitolojik yaratıklar gibi yarı insan bedeninde, birbirine dolanmış, ve erotik bir biçimde karşımıza çıkıyor. Kadın teması, Afrika’ya özgü referanslar yoğunluktayken, Mutu kendi dünyasını, estetik bir biçimde izleyiciye sunmayı başarıyor.

 

Sanatsal Direniş: Sri Lanka’dan Güncel Sanat

Frankfurt – Dünya Kültürleri Müzesi’nin, ana mekanının dışında, paralel ve geçici sergilere yer verdiği, proje alanı Galeri 37, batı dışı sanatın temsiliyeti üzerine düşündürücü bir sergiye yer veriyor.  Afrika, Okyanusya, Doğu ve Güneydoğu Asya’dan etnografik ve naif objelerin sergilendiği  müzenin bahçesine çıkınca, Galeri 37, ufak girişi ile, mütevazi ve davetkarca ana binanın hemen yanında yer alıyor.  Kabul görmüş, tanınan ve yerleşik sanat ortamı dışındaki sanatçılara, mekan ve görünürlük kazandırmaya çalışmış. Galeri, kültürel bağlam ve estetiğin yanısıra,  izleyicinin otantiklik, primitiflik ve melezlik algısını genişletmek amacında. ‘Artful Resistance’ sergisi tam da bu anlamda, Sri Lankalıyı yerelleştiren, onu özgün ve öteki kılan değerlere değil, küresel sanat ortamına olan katılımı, yerelliğin, modern ve güncel malzeme ile nasıl dönüştürülüp, yorumlandığı üzerine odaklanıyor. Sergi başlığındaki ‘artful’ Türkçe’de hem sanatlı, hem de akıllıca düşünülmüş ve ustalıklı anlamına geliyor. Müzenin eski küratörü, sergiyi bağımsız küratör olarak gerçekleştiren Sylvia Kaspryck, sanatın birçok anlamda direniş olarak da okunabileceğini ve  direnişin, geniş ölçeklerde kavramsallaştırılabilecek bir anlam ifade ettiğini söylüyor.

Sergi üzerine sohbet etmek için Kaspryck ile Frankfurt Modern Sanatlar Müzesi’nin kafesinde oturduğumuzda söze şöyle başlıyor, ‘Bu serginin, modern sanatlar müzesinde değil, dünya sanatları müzesinde olması rastlantı değil.’  Her ne kadar periferide gerçekleşen bienaller  ilgi odağı olsalar ve belirli trendleri takip etselerde, genelde hala bir hiyerarşi söz konusu olduğunun altını çiziyor. ‘Sri Lanka’ya gitmene ne gerek var, sanatçıları internetten araştır’ diyen meslektaşlarını ciddiye almadan, Sri Lanka’ya gidip yaşayarak, beş yıllık bir sürecin karşılığında gerçekleştirdiğini söylediği zaman merakım giderek artıyor. Singala ve Tamil arasında otuz sene süren Sri Lanka iç savaşı biteli yaklaşık bir sene oluyor. Bölgesel çalışma yaparken sıkça düşülen tuzaklara düşmemiş Kaspryck, ‘Bir kültürü orada yaşayarak anlayabilirsin, ama her zaman ‘outsider’ olarak. Bir süre orada yaşamakla, herşeyi anlamış olmak mümkün değil, ama en azından ne kadar mümkün olduğunu deniyebiliyorsun. Biz bunu denedik.’ Küratörün, bu bilinçle yaklaşması, sergiyi dominant ve iddaalı söylemler yerine, daha demokratik bir sunuma götürmüş. Sergi ile ilgili gelen yorumlardan biri ‘Bu çok Batılı bir sergi.’ Bu ifade, serginin tüm amacını, Sri Lanka güncel sanat pratiğini özetleyen nitelikte. Sergide yer alan çalışmalar, enstelasyon, grafik, heykel, resim ve video gibi çeşitlilik gösteren modern ve güncel medyumlar olsalar da, sanatçıların her biri bireysel sanat anlayışlarını geliştirip, batıyı birebir taklit etmeyen, kendi varoluşunu geliştiren bir yöntemin peşindeler.

Deneyimli ya da yeni, Tamil ya da Singalan ayırt edilmeksizin, sadece politik ve sosyololik vurguların ağır bastığı değil, sanatsal değer ve yaklaşımlardaki benzerlik ve farklılıkları harmanlayarak bir seçki oluşturulmuş.  Sergi 24 Ekim’e kadar,  Frankfurt Dünya Kültürleri Müzesi, Galeri 37’de devam ediyor.

Serginin eş küratörü, Doris Stambrau.Katılan sanatçılar, Aruna Vidana Arachchi, Pradeep Chandrasiri, Prageeth Manohansa, Pala Pothupitiya, Menika van der Poorten, R. Vaidehi, Anoli Perera, Sanjeewa Kumara, Sujeewa Kumari, Upali Ananda, Vajira Gunawardena, Prasanna Ranabahu, Chamika Munasinghe, Arjuna Gunarathne, Nishantha Hettiarachchi, Chaminda Gamage, Ravindra Rathnasiri, Sarath Chandrajeewa, Dhanushka Amarasekara, Asanka Ishan Dayapala, Bandu Manamperi, Arjuna Gunarathne, Jagath Weerasinghe, Koralegedara Pushpakumpara, Jagath Weerasinghe, Sujith Rathnayake, Chammika Jayawardena, Wijelatha Edirisinghe, T.P.G Amarajeewa, Chandraguptha Thenuwara, T. Shanaathanan, Pradeep Chandrasiri, Sarath Kumasiri, Kingsley Gunatillake.

Mehtap Baydu: Yaşamsal ve Toplumsal Olanın Estetiği

Kassel Güzel Sanatlar Akademisi, 2010 mezuniyet sergisi, ‘Examen’ ve açık atölye günlerine gittiğimde,  hocaların öğrencilerini ‘sanatçı’ olarak gördükleri, atölyelerdeki hiyerarşik yapının çok keskin olmadığı bir sistem gözlemliyorum. Urs Lüthi, Dorothee von Windheim ve Bjørn Melhus gibi modern ve güncel sanat tarihinin önemli isimlerinin profesörlük yaptığı akademinin mezuniyet sergisinden beklentilerim yüksek.. Sergi, Dokümenta’nın ana mekanlarından olan Documenta Halle’de. Uzun tavanı, geniş koridorları, ve birbiri içine açılan odaları ile Documenta Halle, zor bir alan. Serginin küratörlüğü okulun önerisi ve öğrencilerin oylaması ile Frankfurt’ta çalışan sanatçı kolektifi Özlem Günyol ve Mustafa Kunt tarafından gerçekleştirilmiş.

Sergide iz bırakan işlerden biri, açılışta gerçekleştirilen performans ‘Eat Me, Meet Me’. Kalabalığın arasından gelip, kaidenin üzerine oturan bu genç sanatçı, Mehtap Baydu. Çıplak bedenini, pestilden dikilmiş bir elbise kaplıyor. Önce kendisi pestilden ufak ufak parçalar koparıp yemeye başlıyor, sonra izleyiciler de katılmaya başlıyor. Etrafını saran kalabalık bir bir, pestilden parça koparıyorlar. Baydu için pestilin deri rengine yakın olması ve insan tenini çağrıştırması önemli. Bu, malzeme, eylem ve içerik arasında birbirini tamamlayan bir diyaloga yol açıyor. ‘Cinsel bir güdü olmaksızın, insanın insana olan ilgisi söz konusu. İnsanın görselliğine olan bir ilgi.. Bir insanla fikir alışverişine girmeden, önce bedensel olarak sosyal bir diyalog kuruyoruz. Sokağa çıktığımız anda çevremizdeki insanlarla beden diyalogu içindeyiz. ’ diyor sanatçı. Baydu’nun performansında yaşamsal bir çekicilik mevcut. Sanatçı, performasın sonunda cesurca çıplak kalırken, aslında bir anlamda seyircinin gizli öznesini kendi bedeni üzerinden araçsallaştırmış oluyor. Benzer yaklaşım ‘Kırmızı Ayakkabılarla’ adlı yerleştirme ve yine katılıma açık  performansında da okunabilir. Baydu, bir çok çalışmasında izleyicinin özgürlüğü dahilinde, onları işine dahil ediyor. Birbirinden farklı numaralar ve boy boy çorapları ile kıpkırmızı topuklu ayakkabıları, heykelcesine kurduktan sonra, izleyicinin kullanımına bırakıyor. Toplumsal ve bireysel sınırlarımızın bir çoğunun resmi değil, ahlaksal olduğunun altını çiziyor. Sanatçı, gün içinde yaşamak isteyip, yapamadıklarımızın tahayyülü ve fantazisi için alan açıyor.

Performans, heykel, enstelasyon, fotograf gibi malzemelerle, gündelik hayatı estetize eden Mehtap Baydu bugüne kadar Kunsthalle Fredericiaum, Kunstverein Weiden, Ankara Çağdaş Sanatlar Merkezi gibi mekanlarda sergilendi. İkinci üniversitesi olan Kassel Güzel Sanatlar Akademisi’nden derece ile mezun olan Baydu, ‘Meisterschülerin’  profesörüne bir sene botunca asistanlık yapacak.

Share and Enjoy-Haberi Paylaş:
  • email
  • Print
  • PDF
  • Facebook
  • MySpace
  • Twitter
  • Google Bookmarks
  • FriendFeed
  • Tumblr
  • StumbleUpon
  • del.icio.us
  • Technorati
  • Add to favorites

You can follow any responses to this entry through the RSS 2.0 feed.
You can leave a response, or create a trackback from your own site.

There are no comments yet, be the first to say something


Leave a Reply

XHTML: You can use these tags: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>

Subscribe to RSS feed